Gazete ve Spor Yazarı Serap ÖZAKSOY'un Konuğu Olduk...
A A

Gazete ve Spor Yazarı Serap ÖZAKSOY'un Konuğu Olduk...

Türkiye' nin Önemli simalarından Gazetesi ve Spor Yazarı Serap ÖZAKSOY' Dernek Başkanı Güngör Doğanay ile ropörtaj yaparak Türkiye' de Capoeira' nın gelişimi, yaşanan sorunlar ve değişik konulara değinildi.
Dernek olarak Türkiye' de yaşanılan zorluklara ve çalışamlara yer veren değerli yazarımıza teşekkür ediyor ve başarılaırnın devamını diliyoruz.


Yazının Tamamı: http://www.mediaturizm.com/orta-manset/capoeira-iste-her-yasin-sporu-2432.html

İnsan dinlenmek için ne yapar?
Tercihlere bağlı bir olay…

Boş zamanlarını değerlendirmek için ne yapar?

Bence ilk tercihin sporla uğraşmak olması lazım…

Gün geçmiyor ki; yeni bir spor dalı yaratılmasın. Ama şimdi sizlere tanıtacağım spor dalının kökeni çok eskilere dayanıyor. Fakat Türkiye’ye gelişinin tarihi ise 1994 senesine rastlıyor. Ardından 2001 senesinde ilk olarak uluslar arası hoca getirtiliyor ve yavaş yavaş bu yeni spor dalı sevilmeye başlıyor.

Bizlerde her yaştaki kişinin yapabileceği bu yeni spor dalını sizler için tanıtmak istedik ve CAPOEİRA Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanı Güngör Doğanay ile nam-ı değer Karof’la görüştük. Sözü daha fazla uzatmadan sorularımızın cevaplarına geçiyoruz…

Capoeira nedir?

Capoeira kelime anlamı ile küçük çalılılık, çalı topluluğu ya da tavukların konulduğu küçük kümes anlamlarına gelir. Manevi yani dünyada genel kabul görmüş anlam itibari ile “Özgürlüğe Giden Yol” olarak anılmaktadır. Bunun nedeni ise kölelikten kurtulan Afrika’lıların Capoeira yardımı ile bunu başardıklarına inanmalarıdır. Capoeira içerik olarak Dans, Dövüş, Akrobasi, Müzik ve Enstrümantal etkinlikleri bir arada sunabilen tek spor dalıdır.

Capoeira’ nın doğuş tarihinden bahseder misiniz ?

Capoeira ana doğuş vatanı olarak Afrika bilinir. Bilinen ilk tarihi 700 yıl öncesine kadar dayanır. Normalde bir halk kültürü olarak oluşan Capoeira, kölelik dönemlerinde insanların gemilere doldurularak sömürge ülkelerinde çalıştırılmak üzere taşınmasıyla yayılmaya başlamıştır. Bugün Dünya’ da Capoeira’ nın merkezi Brezilya olarak bilinir. Ve burada yaşayan yetişmiş Mestre (Maestro-Kıdemli Eğitmen) ler tarafından başta Avrupa olmak üzere Dünyanın çok sayıda ülkesine yayılmıştır. Tabi Capoeira, ilk doğuş yıllarına göre bugün çok daha modern ve esnek bir haldedir. Capoeira 1800 yıllarının sonunda art niyetli ve zarar vermeye yönelik olarak kullanılmaya başlayınca yasaklanmış, 1932′ yılında modern Capoeira’ nın mucidi olarak bilinen en büyük üstatlardan Mestre Bimba tarafından Brezilya Hükümeti ile yapılan uzun pazarlıklar sonrası legal hale döndürülmüş ve uygulanmaya başlamıştır. Dünyan’ nın gelişimine paralel olarak Capoeira’ da sürekli gelişim göstermiş ve farklı sitillerle Capoeira severlere sunulmuştur.

Türkiye Bu Sporla Nasıl Tanıştı ?

1994’ün kış aylarında vizyona giren ve başrolünü ünlü dövüşçü Marc Dacascos’ un oynadığı “The Only Strong” (Güçlülerin Dünyası) adlı film konu itibariyle Capoeira hakkında bilgi ve görsel öğeleri sunmuş, ardından da Türkiye’ de bu spor adına kıpırdanmalar başlamıştır. İlk zamanlar birbirlerinden habersiz bir araya gelerek elde ettikleri kasetlerden çalışan arkadaşlar zaman içersinde bu işin başka illerde’ de olduğunu öğrendiklerinde birbirleri ile irtibata geçmiş ve buluşmalar düzenleyerek hem kaynaşmışlar hem de bilgilerini paylaşma imkanı bulmuşlardır. Nihayetinde Hacettepe Üniversitesinde okuyan bir grup arkadaşımızın girişimi sonucunda 2001 yılında yurt dışından ilk profesyonel eğitmen getirtilerek çalışmalar daha düzeyli bir hale çekilmiştir.2001 ve sonrasında Capoeira ciddi bir eğreltiye girmiş ve farklı guruplar kurularak çalışma ağı genişletilmiştir.

Türkiye’ de Capoeira nasıl bir konumda şu an ?

Yaklaşık 15 yıllık bir serüvende gelinen noktada, 11 farklı gurubun Türkiye Temsilciliği, ve bu temsilciliklere bağlı il kursları. Yani bugün Türkiye’ de 100 den fazla noktada Capoeira yapılıyor. 1960 yıllar itibari ile ülkemize giriş yapan uzak doğu sporları dövüş sanatları adına belirli kalıpların içersine sıkıştırılmış ve sporu eğlenme amacı ile yapmak isteyen insanlara farklı etkinlikler verememiştir. Bunun yanında bizim Capoeira ile ilgili yapmış olduğumuz çalışmalar bir türlü istediğimiz boyuta ulaşamadı. Bu bizim için elbette yeterli değil çünkü insanlar hala Capoeira’nın ne olduğunu bilmemekle beraber çekimser yaklaşıyorlar.

Neden ?

Çünkü; İnsanoğlunun yapısında zor gibi görünen şeylere karşı bir önyargı ve antipati vardır. Bundan dolayı da başarı inançsızlığını direk olarak, gereksizlik ya da bana ne faydası olacak gibi yaklaşımlarla yönlendirmeye çalışıyorlar. Bu nedenle tabuları yıkmaya ve insanlara sporu – Capoeira’ yı sevdirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Capoeira’nın kazanımları neler dir ?

Capoeira yapan insanlarda müthiş bir öz güven gelişimi yaşanıyor. Fiziksel, kültürel, sosyal ve ekonomiksel olarak faydaları arasında, vücudunun her noktasını istediği gibi kullanabilmesi, Capoeira’ nın kendine özgü enstrümanlarını çalabilmesi, Portekizce öğrenip şarkı söyleyebilmesi, sık aralıklarla binlerin karşısına çıkıp heyecanını yenmesi, eğitimini belirli ölçüde tamamlayıp kendine kurs açarak ekonomik olarak kazanç sağlaması gibi sayısız olanaklara sahip olmaktadır. Bunlar bir kısım ana başlık altında toparlayabileceğimiz kazanımlar.

Yaş ve kilo ile ilgili her hangi bir sınırlama var mı ?

Mümkün değil. Her yaş ve kilo sınıfına uygun seanslar oluşturuyoruz. 3-5 yaş arası öğrencilerimize biraz daha vücutlarını tanımak ve esnekliklerini arttırmak için bir eğitim uyguluyoruz. 06-12 yaş gurubuna uygun çalışma düzeneği ile ayrı bir program uyguluyoruz. Sadece bayanların içinde bulunduğu bayan seansları açıyoruz. Yetişkin ve karma sınıflar açıyoruz. Bunların içersinde kilolu, epilepsi hastaları ya da kemik gelişiminde problem yaşayan öğrencilerde var. Ancak çalışmalarının ilk 3 ve 6. ayında gelişmeleri kendileri bile çok rahat fark ede biliyorlar. Diğer yandan şunu unutmamakta gerekiyor ben sadece spor yaparak zayıflayabilirim mantığı çok yanlış bir düşünce. Spor sağlıklı ve düzenli beslenme ile birleştirildiğinde gerçek anlamda faydasını gösterir. Bunun bilincinde olarak başvuru yapan insanlara direk zayıflatma ya da çok iyi akrobasi yapabilme vaatlerinden kesinlikle bulunmuyoruz.

Peki sizler bu işin neresindesiniz ?

Bizler 14 ülkede 200′ den fazla noktada temsil edilen Mundo (Dünya) Capoeira Türkiye Temsilciliğini 2005′ yılında alarak düzeyli ve profesyonel çalışmalara başladık. Türkiye temsilciliğini Samsun’ da bulunan Hızır KUL (Pauto) ve İstanbul’ da bulunan Sinan Yüksel (Crocodilo) yapmaktadır. Türkiye içersinde 12 il ve 30 dan fazla çalışma alanı ile en büyük ağa sahibiz. Bir de işlemlerimizin hızlanması açısından 2007 yılında Samsun merkezde kurduğumuz Capoeira Gençlik ve Spor Kulübü Derneğimiz var. Bununda Başkanlığını 95 üyemizle yürütmekteyiz.

Organizasyonlarınızı nasıl gerçekleştiriyorsunuz ?

Her yıl düzenli olarak bulabildiğimiz sponsorlar ölçüsünde Nisan ya da Mayıs ayları içersinde 1 haftalık bir tören düzenliyoruz. İstanbul’ da gerçekleştirdiğimiz törenlere yurt içi ve yurt dışından yaklaşık 250 kişinin katılımı ile gerçekleştiriyoruz. Burada eğitime katılan tüm öğrencilerin İstanbul’ a giriş anı itibari ile tüm gereksinimlerini biz karşılıyoruz.

Kaç yıldır Samsun’ dasınız ve neden Samsun ?

Sadece Samsun değil. Bizler yetiştirdiğimiz eğitmenlerimizi bulundukları illerde görevlendiriyoruz. Bu iller arasında Sakarya, Eskişehir, Elazığ, Mersin, Silivri, Aydın, Denizli, Antalya, Hatay, Çanakkale, İstanbul bulunmakta. Neden Samsun her şey den önce bizler bu şehirde yaşıyor ve bu şehirden geçimimizi sağlıyoruz. Bilinçli birer vatandaş olarak Yaşadığımız yeri en verimli hale getirmek amacıyla çalışıyoruz. Çok farklı imkanlar ve teklifler önümüze serildi ve ciddi anlamda çok büyük mali getirisi olan tekliflerdi ancak biz Samsun’ un kazanması için uğraştık. 2005 ‘ den beri burada bunun için mücadele veriyoruz.

Peki bunun karşılığını burada alabiliyormusunuz ?

Üzülerek ifade etmek istiyorum ki hayır. Avrupa’daki bazı büyük Capoeira organizasyonlarına katılıyorum Türkiye’yi temsilen. Orada insanların spora yaklaşımı idarecilerinde spora teşviki gerçekten görülmeye değer inanın. Türkiye genelinde yaşadığımız en belirgin problemler arasında yöneticilerin prosedür arayışları var. Bu spor Türkiye’ de henüz federasyon değil ancak yapmış olduğumuz ciddi çalışmalar ve referanslar gerçek anlamda sporu ve sporcuyu bilen tüm idarelerce takdir gördü. Konuyu ufak bir örnekleme ile özetlemek istiyorum. Yapmış olduğumuz sporun aynı zamanda çok büyük ilgi gören bir gösteri yönü var. Buna istinaden de geçmiş 10 yıl içersinde yurt içi ve dışında 3000 den fazla gösteri yaptık. 2005 yılında Antalya’ da ki iş hayatımı bitirip Samsun’ a geldiğimde 6 ay içinde 60 gösteri yaptık. 2006′ da 40, 2007′ de 25 ve daha da düşüş gösterdi. Bizler şehir dışında yapmış olduğumuz bir programda bir kişi için istediğimiz ücreti burada tüm gurup adına istediğimizde sanki çok büyük bir rakammış gibi istemiyorlar. Bizim bir kalitemiz bir seviyemiz var biz her türlü programa her türlü etkinliğe çıkmıyoruz. Profesyonel olarak işimizi yaptığımız için’ de isteklerimize uyulmalı diye düşünüyoruz. Ama bunun yanında temsilciliğimizin çok sosyal bir yönü var. Özürlülerle ilgili, çocuklarla ilgili ya da halka gerçekten yararı dokunacağına inandığımız her hangi bir projede davet edildiğimizde koşa koşa gidiyoruz.

Yaşamış olduğunuz problemlerin nereden kaynaklandığını düşünüyorsunuz ?

Söyleyeceklerim belki birilerini rahatsız edebilir ama ben 20 yıldır sporla yatan sporla kalkan bir insanım. Öncelikle problemin ana kaynağı spor idareciliğinin ve spor bilimlerinin yönetimlerinde gerçek anlamda spor kökenli insanların olmamasıdır. Diğer yandan kapısını çaldığımız tüm idarecilerin spordan ve sporcu yapısından anlamamalarıdır. Önlerine konulan sporsal ve kültürel projelerin gereksiz birer ibare oldukları ve reklamsal anlamda çıkar sağlamayacakları düşüncesiyle rafa kaldırılmalarıdır. Biz bunları söylediğimizde “Sizler Projenizi Yapıp Bize Geldiniz de Biz Yok mu Dedik” derler. Türkiye genelinde yaklaşık 10 üniversitede kulüp kurduk ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnsan yapısının bir örneklemesi de kişinin sahip olduğunun değerini bilmemesidir. Samsun’ da spor tesislerinin yetersizliği ve tesislerin idman saatlerini ve branşların dağılımını istedikleri gibi yönlendirmeleri de işin tuzu biberi oluyor. Tesislerin yetersiz olması olan tesislerinde kişilerce parsellenmesi bizim için hayli sıkıntılar oluşturuyor.

Projeleriniz neler?

Tüm sıkıntı ve imkansızlıklara rağmen aldığımız yok bizleri bir anlamda teselli ediyor. Bir süredir değişik spor federasyonları ile görüşmelerimiz var. 2008 yılında tanıştığımız Türkiye Herkes İçin Spor Federasyonu Türkiye’ de gerçek anlamda müthiş sporsal faaliyetlere imza atıyor. Profesör Doktor Erdal Zorba yönetiminde ve Dr. Mutlu Türkmen Koordinatörlüğünde yürütülen aktiviteler içersine Capoeira ilave edilmiş ve federasyon desteği ile farklı faaliyetleri yapma imkanı bulduk. Çalışma ve projelerimize devam edeceğiz taa ki yöneticilerin bizi anlayacağı güne kadar. Öğrenci yetiştirmeye topluma verimli bireyler kazandırmaya devam edeceğiz. Ülke çapındaki salonlarımızı arttırmaya, derneklerimizi çoğaltmaya, parası olmayıp spor yapmak isteyen daha çok bireye ulaşmaya çalışacağız.

Son olarak neler söylemek istersiniz ?

Öncelikle bundan önce yapmış olduğumuz tüm gazete, televizyon dergi gibi programlarda genel olarak konunun realite ve show kısmı ele alındı. Biz realite değil Türkiye’ de alternatif sporları yapmak isteyen insanların sporcuların ne türlü zorluklarla karşılaştıklarını dile getirmek istiyoruz.Capoeira yapmak enerjisini bizimle paylaşmak, dans, müzik, akrobasi gibi etkinliklere gönül vermek isteyen herkesi bekliyoruz. Tüm organizasyonlarımızı ve detaylı bilgileri de www.capoeira.org.tr‘ den alabilirler.